Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ekrem Aktaş, kelliğe karşı yılan yağı ile istenmeyen tüylere karşı karınca yumurtası yağı kullanı...
Bilimadamları, yaptıkları araştırmada gençler arasında çok fazla çikolata ve patates cipsi tüketimi ile zihinsel sorunların sivilce ve yüzdeki lekelerle ilişkisi olduğunu buldular., BMC ...
Diş hekimi Nazlı Büyükabalı, ağız ve diş bakımının doğumla birlikte başlaması gerektiğini söyledi. Diş hekimi Büyükabalı, sağlığımızın ve vücudumuzun olduğu kadar sosyal ha...
Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, bazı bilgisayar oyunlarının, çocukların gelişimi ve hastalıklarını yenme konusunda büyük yarar sağla...
Bilim adamları, kimi insanların sivrisineklerce neden daha az ısırıldığını buldular: Bu insanların tatlı ter kokuları.,, Bilim adamları, kimilerinin sivrisineklerce tercih edilmesinin,, k...
Bazı yörelerde çayüzümü olarak da bilinen yabanmersinin, şişmanlık ve şeker hastalığına iyi gelebileceği açıklandı. Montreal Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyelerinde...
Özellikle ergenlik çağındaki gençler için büyük bir sorun olan sivilcelerden kurtulmak için doktora gitmenize gerek olmayabilir. Evde uygulayacağınız yöntemlerle, oğlunuzun ya da kızın...
Kilolarla birlikte bedende biriken yağlar, bir çok kadının ve erkeğin kabusu. Onlar da doğanın bedene bir cezası gibi. Çünkü, insanın bir beslenme ritmi var. Bir sınırı var bu ritmin. ...
Her 10 meme kanseri vakasından 4′ünün sağlıklı yaşam biçimi sürerek önlenebileceği bildirildi. Daha az alkol almak, daha fazla egzersiz, düşük kilo ve emzirmenin, meme kanseri vaka...
Tüketicileri bal konusunda uyaran uzmanlar, iyi balın tat ve lezzetinden de rahatlıkla ayırt edilebileceğini belirtiyor. Sinop Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı İlyas Çolak, tüketiciler...
Uzmanlar, Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenebilmek için 4 besin grubunda yer alan süt ve süt ürünleri, et, yumurta ve kuru baklagiller, sebze ve meyve ile tahılların yeterli miktarda tüa href="/blog/vizyonhaber/4dd7f21589a62af63fb130e2ebe6c42f" target="_blank" rel="nofollow">...
Operatör Pedro Cavadas başkanlığındaki İspanyol doktorlardan oluşan ekip dünyanın ilk çene ve dil naklini gerçekleştirerek tarihe geçtiler. 11 yıl önce yüzündeki kötü huylu tümör...
Uzmanlar, Ramazan’da oruç tutanlara iftarı suyla açın uyarısında bulunuyor Diyetisyen Gülşah Esensoy, suyun midede dolgunluk hissi yaşattığını ve birdenbire midenin yemekle dolması...
Uzmanlar, sıcak yaz günlerinde oruç tutan kişilerde ortaya çıkabilecek sinir ve gerginliklerden korunmak için nefes ve gevşeme egzersizleri ile serin duş önerisinde bulundu. Uzman Psikolog A...
Uzun süre aç ve susuz kalmanın bir süre sonra vücutta bir takım ağrılara yol açabildiği ancak çok şiddetli bir ağrıyla karşılaşılmadığı sürece orucu bozmadan bu ağrıları gider...
Uykusuz geceler birçok yeni anne-baba için geçiş dönemidir. Umutsuzluğa düşmeyin, uykuya dalması için bebeğinize yardımcı olmaya çalışın. Mayo Clinic’in web sitesinde yer alan h...
Dünya genelinde 2005 yılında sahte ilacın piyasa payı yüzde 6 civarındayken, 2010′da bu oranın yüzde 14′e çıkmasının beklendiği bildirildi. Dünya genelinde 2005 yılında sa...
Kimler kan bağışı yapabilir? Sorusunun cevabı: Aşağıda sıralanan maddelere eğer uygunsanız, siz de rahatlıkla bir kan merkezine gidip ihtiyacı olanlara kan bağışında bulunabilirsiniz....
Kan bağışı yaptığınızda sadece ihtiyacı olan insanın sağlığına kavuşmasını sağlamakla kalmazsınız, aynı zamanda kendi sağlığınız için de olumlu bir şey yapmış olursunuz.B...
Diş çürüğünün insanlarda kalp krizine bile yol açabileceği bildirildi. Almanya’da yayımlanan Bild am Sonntag gazetesinde yer alan haberde, -Kötü bir diş, birçok rahatsızlığın k...
Sık sık saç taramanın kellik riskini artırdığı bildirildi. İsrailli bir cildiye uzmanının yaptığı araştırma, çok sık taramanın saç derisini güçlendirmek yerine saç dökülmesine...
ORDU’da Fiskobirlik bünyesinde bulunan Yağ Sanayi A.Ş.’nin Genel Müdürü Sedat Murat Bayrak, fındık yağının yüksek tansiyondan, şişmanlığa, üreme sistemine katkısından, y...
Omurga ve bel sağlığını genç ,,yaşlarımızdan,, itibaren korumamız gerekiyor. Bu konudaki yetersiz bilgilenme, sigara alışkanlığı, duruş ve oturuş bozuklukları, ”hareketsiz̶...
e-Sullivan: Görme ve duyma engelliler için çok yönlü iletişim aracı e-Sullivan görme ve duyma engeli olan kişilere son teknolojiden faydalanarak iletişim kurabilme imkanı sağlamak için ta...
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı ve Başhekim Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, cep telefonu, internet, televizyon gibi uyaranlar yüzünden insanların hiçbir şeye t...
Her gün alınan kalorinin belli bir oranda azaltılması, maymunlarda yaşlanmayı geciktirdi, kanser, şeker hastalığına yakalanma riskini azalttı ve beyin sağlığını korudu. Wisconsin Üniv...
Kemoterapi ilaçlarının 10 yıl öncesine göre sayıları ve etki gücü artarken, yan etkilerinin daha az olması için uygun destek tedavileri geliştirildi. Ancak kemoterapi ilaçları, halen et...
Tatil sezonunun başlamasıyla birlikte, kadınların çoğunu selülitlerinden kurtulma telaşı sarmış durumda. Sizin de böyle bir derdiniz varsa; yeşil çay ve limonu karıştırarak kendinize ...
Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Tedavi edilmemiş sinüzit hastalığının migrene dönüştüğü görülmektedir…. Baş agrıları [Ataklar] 4 saatten 7...
Kimi zaman sebze doğramaya üşendiğimiz, kimi zaman meyveleri sıkacak bir şey bulamadığımız, kimi zaman ise ölçüleri kaçırdığımız için elimiz sağlıklı yiyeceklerdense, kilo aldı...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
|
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
![]() Kış aylarında hizmet veren oteller sayesinde artık Türkiye'nin dört bir köşesinde kayak ve tatil yapmak mümkün. FİYATLAR YÜKSEK Tesislerin, sadece 3-4 ay açık olduğunu, yılın geri kalan döneminde çoğunun kapandığı göz önüne alınırsa fiyatlar oldukça yüksek. Kayak sporunun da pahalı bir spor dalı olması, haliyle kayak tatillerinin fiyatlarını yükselten unsurlar arasında. Ayrıca, sömestre gibi dönemlerde kayak merkezlerindeki otellerin sınırlı toplam kapasitesi nedeniyle yer bulmak oldukça zor hale geliyor. Talebin genelde bu gibi özel dönemlere yoğunlaşması otellerin bu dönemlerle ilgili fiyatlarını artırmalarına neden oluyor. Fakat hafta içi gibi dönemlerde ise talebin düşük olması çeşitli özel paketlerle fiyatlara yansıyor. |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Türkiye’de domuz gribi son aylarda hızla yayılıyor. Dolayısıyla korunma yöntemleri konusunda herkes telaş halinde. Hangi ürün kullanılmalı, ne tür yemekler yemeli, bağışıklık sistemi nasıl güçlendirilmeli gibi sorular, sorunlar tartışılmaya devam ediyor. Antibakteriyel el temizleme jelleri, koruyucu yüz maskeleri, antibakteriyel sabunlar, aktarlardan alınan bitkisel ürünler, direnç güçlendirici ilaçlarla domuz gribi bir anlamda kendi ekonomisini de yarattı. Bu işten karlı çıkan pek çok sektör de oluştu haliyle.
Domuz gribinden korunmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek, zinde kalmak ve keza virüslerle başa çıkabilmek için bitkilerden faydalanmak herkesin başvurduğu bir yol. Bağışıklığı güçlendiren ve mikrop öldürme özelliğine sahip bitkilerin adı ilk defa duyulmuş olsa dahi peşinden koşmayanı yok gibi. Aktarların yolu bugüne dek hiç bu kadar aşınmamış, kapısı bu kadar çalınmamıştır herhalde. Artık her evde en az bir uzman bulunuyor. Peki bunları ne kadar tüketeceğimizi biliyor muyuz? Fazlasının zararlı olduğunun ne kadar farkındayız? Sadece aktarlar da değil. Yemek tariflerinin bile adı değişti. “Öksürük çorbası”, “Gribi yok eden yemek”, “Mikrop öldüren çorba” gibi isimlerle yemekler pazarlanarak televizyon programları ve gazeteler için bir reyting, tiraj aracı haline geldi. Günlük hayatta yediğimiz yemekleri bir anda bu çarpıcı isimlerle duyunca, daha bir dikkatli dinler olduk.
Dikkat edilmeli
Bir de gün içinde bıkmak bilmeden sürülen antibakteriyel jeller, sabun ve mendillerle yüz maskelerinden de söz etmek gerekir. Bir yandan bunların kanser yapıcı etkisi tartışılıyor, diğer yandan da virütik etkisi olmadığı için gerekli olmadığı belirtiliyor. Bunca yapılan yayın da toplumda bir obsesyona yol açıyor. Takıntılı bir halde defalarca her yer siliniyor, jeller çantadan cebe giriyor; hemen ulaşılabilmesi için. Hatta toplu taşıma araçlarında ya da yollarda, kimi zaman komşuya giderken dahi maske takılıyor. Peki bu ürünler ne kadar korumaya sahip?
Hastalık bu, elbette dikkati elden bırakmamak gerekiyor. Önüne geçmek için ne yapmak gerekiyorsa, uygulanmalı. Ancak yeni pazara bu kadar hizmet etmek hangi noktaya kadar mantıklı? Uygulanan bu yöntemlerde aşırıya kaçılması, domuz gribinden korunayım derken başka hastalıklara da yol açabilir mi?
‘Su ve sabun yeter’
Pek çok yöntemin sağlığa etkisi olduğu kesin. Ancak pazar büyüdükçe, kendi ekonomisini yaratan domuz gribi için yapılması gerekenler listesi de uzadıkça uzuyor. Bu da tabii başka tartışmaları da gündeme taşıyor. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıklar ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Şadi Yener’le kullanılan antibakteriyel ürünlerin etkisini konuştuk. Söyledikleri çok çarpıcı: “Kapitalist pazarda iki temel unsur vardır. Biri korku ve beklenti yaratmak, diğeri de kar marjı oluşturmak. Her toplumsal korkuda veya olayda bundan yararlanılır ve korku abartıldıkça abartılır.” Prof. Dr. Yener, önerilen tüm antibakteriyel ürünlerin yanlış bir uygulama sonucu yoğun kullanıldığına dikkat çekiyor. El temizliği için kullandığımız sabun ve su, en kesin çözüm. Antibakteriyel ürünlerin virüse herhangi bir etkisi bulunmuyor. Aksine bakterilerin direnç gelişimine dahi yol açabiliyor. Keza okulların dezenfekte işlemlerinin de gereksiz olduğunu dile getiriyor Prof. Dr. Yener. Çünkü dezenfekte işlemi yapıldıktan kısa bir süre sonra okula gelen öğrenciler bakteri ve virüs yayılımını hemen sağlayabiliyor. Prof. Dr. Yener, domuz gribinin kendi pazarını yarattığına özellikle dikkat çekiyor. Bu yeni pazarın bir ürünü de yüze takılan maskeler. Prof. Dr. Yener, bu konuda da uyarıyor: “Yüze takılan maske hastalığı olan kişinin etrafındaki kişilere virüs bulaştırmaması için kullanılır.”
Bitkiler hem faydalı hem zararlı
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Meriçli ise bağışıklık sistemini güçlendirici bitkilerin kullanımında sakınca görmüyor. Tabii bilinçli kullanılması halinde: “Her bitkinin faydası olduğu kadar zararı da vardır. Eczacılar bunu bilir. Ne yazık ki sağlık sistemindeki eczacılık uygulamaları bu bilgileri aktarabilecek ortam yaratmıyor.” Aktarlar ise bu konudaki gelişi güzel önerileriyle tehlike altında bırakıyor. Domuz gribinden korunmak için aktarlara danışanlar, kimi zaman özensiz önerilerle karşılaşabiliyor. Prof. Dr. Meriçli, “Kimi aktarların sarı kantaron önerdiğini duyduk. Antidepresan etkili bir bitkidir, antiviral etkisi yoktur. Başka ilaçlarla beraber kullanılırsa yan etkilerinin oluşması söz konusu” diyor.
Melisa içilebilir
Melisa çayını öneriyor Prof. Dr. Meriçli. Stresi yönetmek açısından da faydası olduğunu söylüyor. Ancak sekiz haftaya kadar. Daha uzun süreli kullanımlarda de 5-10 gün ara verilmeli. Hatta Prof. Dr. Meriçli, tüberküloz ve MS hastalarının kesinlikle kullanmaması gerektiğini söylüyor. Ekinezya çayı ise insanlarda yarım ila bir derece ateş arttırıcı özelliğe sahip. Ateş konusunda rahatsızlık yaşayanların da kullanmasını önermiyor. Zerdeçal ve zencefil gibi baharatların aşırı tüketilmesi de sakıncalı. Bitkisel ürünler bilinçli tüketildiği zaman vücuda yararlı. Aksi halde yararı kadar zararı da var.
Bilinçli olunduğu durumlarda toplumu bir korku bulutu olarak da saran domuz gribini yenmek mümkün. Ancak gelişi güzel kullanılan ürünlerle zararlarını da görmek olası.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

|
| ||
|
<_script /><_script /> <_script /> var PartnerId = returnAdCode('2208'); var AdContainerIds ='divAdnetKeyword'; <_script /> <_script /><_script /> <_script /><_script /> <_script /><_script /> <_script /><_script /> <_script /><_script /> Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Hurşit, mevsimsel grip, Domuz gribi ve diğer hastalıklarda vücut direncinin artırılması için dengeli beslenmenin öneminin tartışılmaz olduğunu vurguladı. Virüslerin yol açtığı hastalıklarda vücutta neden olduğu toksik etkileri C vitaminin en aza indirdiğinin bilindiğini söyleyen Hurşit, bu nedenle özellikle gripte C vitaminin alımının önemsendiğini hatırlattı. Yaygın olarak C vitamini denilince akla limon ve turunçgillerin geldiğini ifade eden Prof. Dr. Hurşit, 100 gramında limon ve turunçgillerden daha fazla C vitamini ihtiva eden sebzeler olduğunu ancak bunların vatandaşlar tarafından çok iyi bilinmediğini söyledi. Bunların başında turp geldiğini vurgulayan Hurşit, turpun C vitamini açısından en zengin kaynak olduğunu bildirdi. C vitamini kaynaklarının 3 grubu ayrıldığını belirten Hurşit, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Birinci grup C vitamini kaynaklarının 100 gramında 100 miligramdan daha fazla C vitamini bulunur. Bunlar arasında maydanoz, lahana, brokoli, yeşil biber ve turp vardır. Bir kişinin günlük C vitamini ihtiyacı yaklaşık 50 miligramdır. Bu yiyeceklerde bir günlük ihtiyacımızın iki katı C vitamini var. 100 gram turpta 100 miligramdan daha fazla C vitamini bulunur, aynı ağırlıkta bir limonda ise C vitamini miktarı daha azdır. İkinci grupta ise 100 gramında en az 50-100 miligram C vitamini bulunan karnabahar, sarımsak, limon, portakal, ıspanak, çilek ve hardalı sayabiliriz. Üçüncü grupta ise 100 gramında en az 30-50 miligram bulunan C vitamini kaynakları yer alır. Bunlar arasında yeşil fasulye, greyfurt, kavun, patates, domates yer alır. Bu yiyecekler virütik toksinlere karşı vücut direncini artırır.” “C VİTAMİNİ HAPLARI ZARARLI OLABİLİR” C vitaminin suda eriyen bir vitamin olduğu için fazlasının vücuttan atıldığını bu nedenle düzenli C vitamini alınması gerektiğini anlatan Hurşit, C vitaminin vücuttaki deposunun 1000 miligram kapasitesinin olduğunu, bunun en büyük kısmının beyinde bulunduğunu anlattı. Vücuttaki C vitamini deposunun en az düzeye indiğinde vücut direncinin azaldığını söyleyen Prof. Dr. Hurşit, doktor tavsiyesi dışında gereğinden fazla C vitamini alımının ise zararlı olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle hap şeklinde alınan C vitamininin vücutta toksik etki yapabileceğini kaydeden Hurşit, “Bir hapta yaklaşık bin miligram C vitamini var. Bu bizim bir aylık c vitamini ihtiyacımız. Bunun gereğinden fazla alınması ise vücutta toksik etki yapabilir” dedi. Prof. Dr. Hurşit, sağlık için protein, mineral, vitamin açasından dengeli bir beslenmenin olması gerektiğinin altını çizerek, sağlıklı beslenmenin hastalıkları tamamen önlemeyeceğini ancak hastalıklara karşı vücut direncini artıracağını sözlerine ekledi. |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Adana Ticaret Odası Başkanı Şaban Baş, insanların aşı yaptırma konusunda tedirginlik yaşadığı bir dönemde domuz gribi salgınının hızla yayıldığını belirterek, vatandaşları gribe karşı koruyuculuğu saptanan narenciye ve şalgam tüketimine davet etti.
Domuz gribi salgınının insan sağlığını olduğu kadar başta ihracat olmak üzere ulusal ve uluslararası ticareti de olumsuz etkilediğini kaydeden ATO Başkanı Baş, gripten dolayı Çukurova'da can kaybına ilişkin herhangi bir olay yaşanmamış olmasını, gribin yayıldığı dönemin narenciye sezonuna rastlamasına bağladı.
Baş, bölgede yüksek düzeyde tüketilen narenciyenin yanı sıra, başta C vitamini olmak üzere vitaminsel anlamda büyük zenginlikler içeren şalgamın, Çukurovalıların hastalığa yakalanma oranının düşük olmasında son derece etkili olduğunu kaydetti.
Bu gerçekten hareketle narenciye ve şalgam tüketiminin artırılmasının domuz gribine darbe vurabileceğini ifade eden Şaban Baş, grip salgını tehdidindeki okullarda, halkın yoğun olarak bulunduğu kesimlerde ve toplu alışveriş merkezlerinde ücretsiz ya da düşük fiyatla portakal suyu ve şalgam dağıtılmasının yarar sağlayacağını söyledi.
Halkın gerek hastalık, gerekse de hastalığa önlem olarak sunulan aşı konusunda büyük bir belirsizlik ve tedirginlik yaşadığını hatırlatan Baş, insanların kendileri ve çocuklarına aşı vurdurup vurdurmama konusunda kararsızlık içerisinde bulunduğunu hatırlattı. Tüm hastalıkların panzehirinin doğada bulunduğunu dile getiren Baş, "Narenciye ve şalgamı da bu anlamda hastalıktan koruyucu birer nimet olarak değerlendirilmeli. Böylelikle insanların bağışıklık sistemini güçlendirdiği saptanan C vitamini deposu narenciyeyi ve A, B1, B2, B3 ve C vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, demir, fosfor ve sodyum gibi mineraller içeren şalgamı gribe karşı en doğal ve en etkili silah olarak kullanabilmek mümkün olacaktır. Bu ürünlerin fiyatının da son derece düşük olmasının etkili bir tanıtım ve kampanya yürütülmesi halinde talep artışında büyük yarar sağlayacağına inanıyoruz." dedi.
Toplumun narenciye tüketimine yönlendirilmesi ve özendirilmesiyle narenciye sektöründe yaşanan sıkıntıların da aşılabileceğine dikkat çeken Şaban Baş, Türkiye'de halen 25 kilogram olan kişi başına tüketimin rahatlıkla 40 kilograma kadar çıkarılabileceğini, bu şekilde ülke içi tüketim potansiyelinin 2.8 milyon tona ulaştırılabilmesinin mümkün olduğunu kaydetti.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
As technology makes life richer and easier, we leave a trail of information that is susceptible to prying eyesWithin the next four months, a major Bay Area supermarket chain plans to introduce a payment system that uses biometric fingerprint authentication to verify customers' identities. Under this system, shoppers in checkout lines won't need to use cash, checks, debit cards or credit cards. Instead, they can place their fingers on scanners that read fingerprints, and once the device links to their bank or credit card accounts, they can buy groceries, get cash back and do everything else shoppers do.ImagesView Larger Images--------------------------------------------------------------------------------More OpinionClinton first looks east 02.21.09Terrorism as a crime 02.21.09Past the point of no return 02.20.09The end of a budget battle 02.20.09<_script><_script>--------------------------------------------------------------------------------[Podcast: Insight Editor Jim Finefrock and reporter Jonathan Curiel talk about how Americans might as well face up the fact that there is little privacy left.]The system is already used in cities around the United States, including Portland, Ore., and Chicago, where one shopper says it has changed his life for the better. Linc Thelen, a 37-year-old interior designer, says the fingerprint system -- known commercially as Pay By Touch -- is convenient to use and expedites his way through grocery lines at Jewel-Osco, where he shops. Thelen says the system lets people leave their wallets behind, so they don't have to worry about being robbed or losing their credit cards."I had no reservation," Thelen said in a phone interview. "It's a safe way to store information."But no system is 100 percent foolproof.Despite the fact that armed men guard the computers that store the customers' virtual fingerprints, despite the fact that Bank of America's former security chief now heads Pay By Touch's security division, and despite the fact that Pay By Touch hires people to try to expose vulnerabilities in its computer system (so those vulnerabilities can be eliminated), Pay By Touch President John Morris acknowledges that "it's not impossible" for computer hackers to figure out how to tamper with its information.And therein lies one of the 21st century's most vexing problems: More and more of our personal data are captured and stored by corporate and government interests, and are potentially available to anyone with the technological, legal or financial means to access that information.Whether it's phone calls we make, library books we check out, CDs we buy on the Internet or divorces we finalize in court, we leave a trail of information that becomes susceptible to prying eyes. For the price of a bus pass, you can pay a company to supply anyone's address, phone number, political affiliation, estimated income and property history. For $20 more, you can find out if that person is married or divorced, has a criminal record, and what sort of jobs he or she has worked.Sen. Hillary Clinton, D-N.Y., says she will introduce a "privacy bill of rights" because identity theft and security failures of personal records have become "one of the most important issues facing us as individuals and as a nation."The availability of personal information -- downloadable onto laptop computers, which are increasingly being fitted with fingerprint technology -- is changing the culture in ways that may seem trivial but are really benchmarks for a new society already in its formative stages.A small example: Unbeknownst to the men who date her, Judy runs background checks on all of them, using a private investigator to dig out any "red flags" that would presage troubling behavior. A businesswoman in Southern California, Judy, 50, uses a company called DateSmart, whose client base has boomed in the past five years as more people confront the perils of online dating."I'm glad the information is out there," says Judy, who did not want her last name used because of concerns her suitors would read this article. "The men I'm talking to online are complete strangers. And I have absolutely no knowledge of their character other than what they're saying in their profiles. I need to feel comfortable knowing that they're not an ax murderer. The people you meet might be well dressed, but you never know if they have any criminal history. It's for (my) safety."Background checks are nothing new. What's changed are the speed with which you can obtain them, their relatively small price (some companies advertise free checks) and their growing public acceptance. The information revolution has transformed the background check into a common and casual tool, and those being scrutinized probably don't have a clue. More obvious are the security cameras embedded in nearly every major American city, including New York, Milwaukee, Chicago, Atlanta, Los Angeles and, yes, San Francisco, where lenses record people's activities in such crime-ridden neighborhoods as Bayview-Hunters Point and the Western Addition. The spread of these cameras is championed by authorities, who say it reduces criminal activity, and criticized by the ACLU, which says the equipment is an unnecessary intrusion into public spaces.Civil liberties groups have joined the widespread outcry against the government's monitoring of Americans' phone-call records. Two weeks ago in federal court, the ACLU challenged the legal rationale behind the National Security Agency program, arguing that the NSA's actions -- involving "data mining" of records provided by AT&T and other telephone companies -- violate Americans' rights to free speech and privacy as guaranteed under the First and Fourth Amendments. Last week, privacy experts raised questions about the U.S. government's monitoring of international bank transfers -- previously secret data surveillance officials say is justified by the fight against terrorism.Americans' rights to privacy will be tested even more in the next few years as biometric technology creeps increasingly into everyday arenas. For example, on the campus of UC San Diego, biometric experts are testing a soda machine that uses both fingerprint and face-recognition technology. The machine is in a lounge for grad students in UC San Diego's computer science building."The students are very excited about getting it working," Serge Belongie, a UC San Diego associate professor of computer science, says in a phone interview. "People think it's very cool. ... No one uses money. They have accounts. What would be fun is if (the machine) recognizes you and says, 'Would you like your usual?' "If UC San Diego students are reluctant to use the machine, their privacy concerns are outweighed by convenience -- a sentiment echoed in survey after survey on biometric technology. In March, Unisys Corp. released a report on public perception of "identity management" that said convenience and efficiency were the two biggest reasons consumers would use biometric technology. (The most preferred biometric methods are fingerprints and voice recognition, according to the survey. The least preferred, because of its perceived intrusiveness, is an iris or eye scan.)Two of the biggest turnoffs for those who shun biometric technology: suspicion of how the technology works and loss of privacy. Among respondents from North America, just 56 percent said they'd be willing to share their fingerprint with a government organization such as a post office or tax authority. Among respondents from the Asia-Pacific region, 71 percent said they'd share their fingerprint with the government."As consumer confidence grows in the large-scale usage of (biometric technology) and standards are more generally comfortably adopted, you're going to see a pretty rapid migration" to it, says Mark Cohn, Unisys vice president for homeland security solutions.Cohn, a principal architect of the Department of Homeland Security's US-VISIT Exit system, which uses fingerprint technology to run background checks on visa applicants and verify their entry to and arrival from the United States, says Malaysia offers a preview of how the United States may change in the coming years.Since 2001, the Malay government has issued a biometric "multipurpose card" to Malaysians 12 years and older. The card, which features a thumbprint and photograph, acts as a passport, driver's license, ATM card, toll and parking pass, and medical record that lists blood type and any allergies.The card is convenient to use -- but it's a nightmare for Malaysians who lose it or have it stolen. Crime syndicates in Malaysia have altered cards with different photographs and used them to give members new identities, though the Malay government insists these identity thieves can't access the original cardholders' personal information. Special chip technology and other password features prevent this, they say. Also, the cardholder's fingerprint -- rather than being visible on the card -- is encrypted in the card itself: To reveal the fingerprint, the card must be inserted into a special biometric device that compares the encrypted print with that of the person claiming to be the cardholder.For anyone who has read Orwell's "Nineteen Eighty-Four," where "telescreens" keep track of people's lives, this new biometric technology will seem like fiction come to life. It's showing up everywhere. By the end of this year, U.S. passport agencies hope to issue "electronic passports" with computer chips that have digital photos of the holders. With the help of face-recognition machines, airport security can compare a photo with the face of the passport holder. For two years, an American corporation, VeriChip, has sold government-approved electronic chips that are inserted under people's skin to give doctors instant access to patients' medical histories.In 2008, as mandated by the Real ID Act, states plan to issue driver's licenses linked to a database that includes each license holder's photo and Social Security number. These licenses (civil liberties groups call them national identity cards) will likely include a biometric photo of the driver accessible by authorities.In the meantime, banks are considering using iris scans and even palm scans at ATMs in an effort to cut down on fraud. (In 1999, Bank United in Texas adopted iris-scan technology at three of its ATMs in a test that was discontinued when Washington Mutual took over the bank.)Some people love the new technology. Others shun it.Pay By Touch admits it has encountered some resistance among shoppers it approached in supermarkets that already use the company's fingerprint service. But Morris, its president, says many of these customers are quickly won over by the convenience of Pay By Touch, which is free for consumers, and that the company keeps data points based on users' fingerprints, not actual fingerprints. So far, supermarkets in 40 states use the Pay By Touch system.Pay By Touch, which is based in San Francisco, wouldn't say which Bay Area supermarket chain will start using its fingerprint system in the next four months -- only that the chain will use the system in just a handful of its Bay Area stores. Pay By Touch users sign up voluntarily and are under no obligation to use it at the checkout line.Pay By Touch says it takes great care to safeguard its users' data. After fingerprints are converted into algorithms, they're encrypted, then stored in IBM computers. Those algorithms can't be reconverted into an exact copy of the fingerprint, though Pay By Touch may eventually store users' actual fingerprints if the technology improves, Morris says. The company insists it will never sell users' personal information or fingerprints to anyone else -- a pledge that's backed up in writing when users sign up with the company. But what if federal authorities, citing national security, insist on the finger scan and payment history of a Pay By Touch user?Pam Dixon, who heads the World Privacy Forum, a public research group, went to Chicago to warn potential Pay By Touch users about possible dangers."It didn't stick," she says. "People were (more) concerned with (convenience than) the potential risks. People can put their thumb on a pad and be done with it. But meanwhile, their biometric data is sitting with another company, a third party, that's subject to subpoena. One argument that I made: Let's say that every supermarket in the country, particularly the large chains, (use) a biometric payment system. It's a law enforcement dream because who needs a biometric database run by the U.S. government when you've got one being run by private companies?"Citing the recent disclosure by the Veterans Administration, which said a computer with credit information on millions of veterans had been stolen, Dixon says, "The second issue is information security. If the VA can't keep its records secure, which is a government agency that has all sorts of strict controls that are supposed to be in place, how on Earth can a private company without the resources of something like the VA manage to keep something secure? When we have a credit card stolen, we can call the credit card company and say, 'Give me a new number.' But you can't do that with your biometric. You can't say, 'Give me a new fingerprint.' "Morris dismisses such concerns, saying that Pay By Touch will actually decrease the likelihood that consumers' credit information is stolen or misappropriated. "I think (Pay By Touch users) get pretty rapidly that it's the ultimate way to secure their private data," he says. "It connects (their accounts) to something that's uniquely them, as opposed to handing a credit card over to a stranger or writing a personal check that seven or eight humans touch before it gets in their statement. Securing information by a biometric is a giant leap forward. (Users) like that they don't have to pull their card out anymore. They (tell us they) like that they don't have to carry their (purses or wallets) through the parking lot of an urban supermarket. There's a physical security benefit. Their numbers are never displayed. The safety of securing their data is the No. 1 thing they like."The marketplace will determine whether the public is ready to accept commercial fingerprint identification. Investors in Pay By Touch believe that day is here, capitalizing the company with $190 million in the past 12 months. More than 2.5 million shoppers already use the Pay By Touch system. Morris envisions a day when all stores -- even mom-and-pop ones -- offer a Pay By Touch option.Soon, customers will be able to use Pay By Touch from home with the help of fingerprint readers attached to their computers. In ancient China, rulers would put their fingerprints on documents to give them an official seal. Artists would also mark their work with prints. It wasn't until the late 1800s that authorities realized they could use fingerprints to catch criminals. Their evolution as a way to pay for groceries is a 21st century twist fueled by technology. It's also a trade-off between privacy and convenience. Welcome to the brave new world in Aisle
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Virane olmuş bozulmadan bağları
Hani nerde oçarıklı çarıksız ağaları
Kalmamış davullu zurnalı oyun havaları
Sazı çazı duymadan gidelim gardaş
Gezdim dolaştım aşağı yukarı pınarı
Karpuz çatlatırdı suyun kaynağı
Kalmamış delisi akıllısı manyağı
Sessiz sedasız gidelim gardaş
Doğdugum büyüdügüm köye geldim
Yıkılmış virane olmuş evleri gördüm
Ağalar beyler ölmez bilirdim
Azraile görünmeden gidelim gardaş
Hani o ağalar beyler yigitler vardı
Mezarlık büyük kabir dardı
Baktım ihtiyarı gençi kuyrukdaydı
Sıra bize gelmeden tüyelim gardaş
Yozgat akdamadeni akçakışla adı
Halden anlamaz azası muhtarı
Çok uğraştım kurtaramadım babamı
Sağ salim buradan gidelim gardaş
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı