bademsinn blogcu.com

High Flow Range Mass Coriolis Flow Meter

10/12/2009
Kategori: teknoloji


Ideal for the measurement of flow, density and temperature of liquids and slurries, such as aggressive or contaminated, sanitary or particle-filled fluids.Features:
Flow ranges from 60 to 60K Kg/Hr (2.2 to 1650 lb/min)
Accuracy up to 0.25% of reading
Materials: flow tubes - 316 L, splitter flanges - 316 Ti, housing - cast iron
Process temperature -40°F to 356°F
Ambient temperature -40°F to 140°F
Wide flow ranges
ACCURATE AND RELIABLEThis meter has the ability to maintain high accuracy, despite changing viscosity conditions, with accuracy of +0.25% of reading.

EASY CLEANING
The ACM series has smooth stainless steel tubes and no moving parts, and is therefore very easy to flush and clean.

MULTI-TASKINGThe ACM series of mass coriolis flow meters measure flow, density and temperature.

MATERIAL COMPATIBILITY
Because of the meter's 316 stainless steel flow tubes, the ACM series can measure a wide range of materials.

VARIETY OF ELECTRONICS
Electronics available for the ACM series include a local, hazardous rated display and a remote, panel-mount digital display

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Recent Posts Tagged With 'sağlık'

10/12/2009
Kategori: hertelden-saglik

hertelden sağlık

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ekrem Aktaş, kelliğe karşı yılan yağı ile istenmeyen tüylere karşı karınca yumurtası yağı kullanı...

  • Sivilce oluşmasının nedenleri ,Sivilce neden nasıl oluşur ?

    Posted on Saturday September 26th, 2009 at 03:18 in sağlık, sivilce, sivilce neden çıkar, sivilce neden oluşur, sivilce oluşması, sivilce oluşmasının sebebleri, sivilcelerden kurtulma yöntemleri, sivilcelerin açıklaması

    Bilimadamları, yaptıkları araştırmada gençler arasında çok fazla çikolata ve patates cipsi tüketimi ile zihinsel sorunların sivilce ve yüzdeki lekelerle ilişkisi olduğunu buldular., BMC ...

  • Bebeğinize diş bakımı nasıl yapmalısınız

    Posted on Friday September 11th, 2009 at 08:33 in bebeklerin diş bakımı, bebeklerin diş bakımı programı, bebeğinize diş bakımı, bebeğinize diş bakımı yapmak, bebeğinize dişlerine nasıl bakmalıyım, diş bakımı, sağlık

    Diş hekimi Nazlı Büyükabalı, ağız ve diş bakımının doğumla birlikte başlaması gerektiğini söyledi. Diş hekimi Büyükabalı, sağlığımızın ve vücudumuzun olduğu kadar sosyal ha...

  • Bilgisayar oyunlarının faydaları

    Posted on Tuesday September 8th, 2009 at 17:10 in bilgisayar, bilgisayar oyunlarının faydalrı neler, bilgisayar oyunlarının yararları, bilgisayar oyunu, bilgisayar oyunu faydalımı, bilgisayar oyunu hakkında, sağlık

    Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, bazı bilgisayar oyunlarının, çocukların gelişimi ve hastalıklarını yenme konusunda büyük yarar sağla...

  • Sivrisinekler bazı insanları neden ısırmaz

    Posted on Sunday September 6th, 2009 at 13:36 in sağlık, sivrisinek, sivrisinek neden ısırır, sivrisinek ısırması, sivrisinek ısırmasının nedenleri, sivrisinek ısırmasının sebebleri, sivrisinekler neden kimilerini ısırmaz, sivrisinekler neden ısırır

    Bilim adamları, kimi insanların sivrisineklerce neden daha az ısırıldığını buldular: Bu insanların tatlı ter kokuları.,, Bilim adamları, kimilerinin sivrisineklerce tercih edilmesinin,, k...

  • Şeker hastaları için yeni umut doğdu

    Posted on Sunday September 6th, 2009 at 04:14 in sağlık, Şeker hastaları, Şeker hastaları ne yapmalı, Şeker hastalarına çareler, Şeker hastalarına tedavi yolları, Şeker hastalarına yeni umut, Şeker hastalığında kutulma yolları, Şeker hastası

    Bazı yörelerde çayüzümü olarak da bilinen yabanmersinin, şişmanlık ve şeker hastalığına iyi gelebileceği açıklandı. Montreal Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyelerinde...

  • Sivilcelerden kurtulma yolları

    Posted on Friday September 4th, 2009 at 21:40 in sağlık, sivilce, sivilce tedavi yolları, sivilce tedavisi, sivilcelere son, sivilceleri yok etme yolu, sivilcelerimden nasıl kurtulurum

    Özellikle ergenlik çağındaki gençler için büyük bir sorun olan sivilcelerden kurtulmak için doktora gitmenize gerek olmayabilir. Evde uygulayacağınız yöntemlerle, oğlunuzun ya da kızın...

  • Yemek yeme krizini engelleyen 10 bitki

    Posted on Thursday September 3rd, 2009 at 04:12 in hangi bitki çok yemeyi engeller, hangi bitkiler zayıflatır, sağlık, yağları enerjiye dönüştüren bitkiler, yağları enerjiye dönüştürme, yağları enerjiye dönüştürme özelligi, yemek yeme, zayıflamayı sağlayan bitki isimleri, zayıflatan bitkiler

    Kilolarla birlikte bedende biriken yağlar, bir çok kadının ve erkeğin kabusu. Onlar da doğanın bedene bir cezası gibi. Çünkü, insanın bir beslenme ritmi var. Bir sınırı var bu ritmin. ...

  • Meme kanserinden kurtulma yolları

    Posted on Tuesday September 1st, 2009 at 05:15 in meme kanseri, meme kanseri nedir, meme kanseri riskini azaltma, meme kanserinde nasıl kurtulurum, meme kanserini nasıl yenerim, sağlık

    Her 10 meme kanseri vakasından 4′ünün sağlıklı yaşam biçimi sürerek önlenebileceği bildirildi. Daha az alkol almak, daha fazla egzersiz, düşük kilo ve emzirmenin, meme kanseri vaka...

  • Kaliteli bal tarifi ,Kaliteli balı nasıl anlarsınız

    Posted on Saturday August 29th, 2009 at 03:33 in bal, bal alırken bunlara dikkat, bal alırken dikkat, balın iyisi nasıl olmalı, kaliteli bal, kaliteli bal tarifi, sağlık

    Tüketicileri bal konusunda uyaran uzmanlar, iyi balın tat ve lezzetinden de rahatlıkla ayırt edilebileceğini belirtiyor. Sinop Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı İlyas Çolak, tüketiciler...

  • Ramazanda sağlıklı beslenme yolları

    Posted on Tuesday August 25th, 2009 at 17:55 in ramazan, ramazanda beslenme, ramazanda nasıl beslenirim, ramazanda ne yemeliyim, ramazanda sağlıklı beslenme, ramazanda sağlıklı beslenme önerileri, ramazanda yeme programı, sağlık

    Uzmanlar, Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenebilmek için 4 besin grubunda yer alan süt ve süt ürünleri, et, yumurta ve kuru baklagiller, sebze ve meyve ile tahılların yeterli miktarda tüa href="/blog/vizyonhaber/4dd7f21589a62af63fb130e2ebe6c42f" target="_blank" rel="nofollow">...

  • Dünyanın ilk çene ve dil nakli yapıldı

    Posted on Friday August 21st, 2009 at 19:53 in dünyanın ilk çene ameliyatı, dünyanın ilk çene nakli, dünyanın ilk çene nakli ameliyatı, dünyanın ilk çene naklini kim yaptı, dünyanın ilk dil nakli, dünyanın ilk dil nakli yapıldı, dünyanın ilk dil naklini kim yaptı, sağlık

    Operatör Pedro Cavadas başkanlığındaki İspanyol doktorlardan oluşan ekip dünyanın ilk çene ve dil naklini gerçekleştirerek tarihe geçtiler. 11 yıl önce yüzündeki kötü huylu tümör...

  • Oruç ne ile açılmalı ,Oruç açarken buna dikkat

    Posted on Friday August 21st, 2009 at 09:47 in oruç, oruç açarken buna dikkat, oruç açarken dikkat edilmesi gerekenler, oruç açarken ne yemeliyim, oruç açmak, oruç ne ile açılmalı, sağlık

    Uzmanlar, Ramazan’da oruç tutanlara iftarı suyla açın uyarısında bulunuyor Diyetisyen Gülşah Esensoy, suyun midede dolgunluk hissi yaşattığını ve birdenbire midenin yemekle dolması...

  • Oruç tutarken sinir ve stresi azaltmanın yolları

    Posted on Friday August 21st, 2009 at 09:40 in oruç tutarken çok asabiyim, oruç tutarken çok sinirliyim, oruç tutarken nasıl sinirlenmem, oruç tutarken nelere dikkat etmeliyim, oruç tutarken stresten nasıl kurtulurum, ramazanda sinirlerimi nasıl kontrol ederim, sağlık

    Uzmanlar, sıcak yaz günlerinde oruç tutan kişilerde ortaya çıkabilecek sinir ve gerginliklerden korunmak için nefes ve gevşeme egzersizleri ile serin duş önerisinde bulundu. Uzman Psikolog A...

  • Oruç bozulmadan ağrı giderme yolları

    Posted on Tuesday August 18th, 2009 at 11:10 in aruçum bozulmadan agrıları nasıl atlatırım, ağrılardan kurtulma yolu, ilaçsız ağrılardan kurtulma yolları, oruç tutarken agrılardan nasıl kurtulurum, oruç tutarken baş ağrılarım arttı, sağlık

    Uzun süre aç ve susuz kalmanın bir süre sonra vücutta bir takım ağrılara yol açabildiği ancak çok şiddetli bir ağrıyla karşılaşılmadığı sürece orucu bozmadan bu ağrıları gider...

  • Bebek uyutma yolları , Bebegimi nasıl uyuturum

    Posted on Saturday August 15th, 2009 at 19:50 in bebegimi nasıl uyuturum, bebegimi nasıl uyuturum acaba, bebegimi uyutmanın kolay yolu, bebek uyutma, bebek uyutma teknikleri, bebek uyutma yolları, sağlık

    Uykusuz geceler birçok yeni anne-baba için geçiş dönemidir. Umutsuzluğa düşmeyin, uykuya dalması için bebeğinize yardımcı olmaya çalışın. Mayo Clinic’in web sitesinde yer alan h...

  • Sahte ilaç alarmı ,Piyasada ne kadar sahte ilaç var

    Posted on Thursday August 13th, 2009 at 23:09 in içtigim ilaç sahtemi, piyasada ne kadar sahte ilaç var, sahte ilaç, sahte ilaç alarmı, sahte ilaç hakkında, sahte ilaç hakkında bilgi, sahte ilaç piyasası, sağlık

    Dünya genelinde 2005 yılında sahte ilacın piyasa payı yüzde 6 civarındayken, 2010′da bu oranın yüzde 14′e çıkmasının beklendiği bildirildi. Dünya genelinde 2005 yılında sa...

  • Kimler kan bağışı yapabilir?, Kimler kan bağışında bulunmamalı

    Posted on Wednesday August 12th, 2009 at 22:34 in kan bağışlamak için ne yapmalıyım, kan bağışı nasıl olur, kimler kan bağışı yapabilir?, kimler kan bağışında bulunma şartları, kimler kan bağışında bulunmamalı, kimler kan verebilir, sağlık

    Kimler kan bağışı yapabilir? Sorusunun cevabı: Aşağıda sıralanan maddelere eğer uygunsanız, siz de rahatlıkla bir kan merkezine gidip ihtiyacı olanlara kan bağışında bulunabilirsiniz....

  • Kan vermenin vücudunuz için faydaları nelerdir?

    Posted on Wednesday August 12th, 2009 at 22:20 in kan bağışı, kan bağışı hakkında bilgi, kan bağışı hayat kurtarır, kan bağışının faydaları, kan bağışının faydaları hakkında bilgi, kan bağışının faydalarını ögrenebilirmiyim, sağlık

    Kan bağışı yaptığınızda sadece ihtiyacı olan insanın sağlığına kavuşmasını sağlamakla kalmazsınız, aynı zamanda kendi sağlığınız için de olumlu bir şey yapmış olursunuz.B...

  • Diş çürüğü kalp krizine neden olabilir

    Posted on Wednesday August 12th, 2009 at 22:13 in diş, diş çürüğü, diş çürüğü hangi hastalıga yol açar, diş çürüğünün kalp krizi riski var, diş çürüğünün zararları, diş çürüğüne önlem al, sağlık

    Diş çürüğünün insanlarda kalp krizine bile yol açabileceği bildirildi. Almanya’da yayımlanan Bild am Sonntag gazetesinde yer alan haberde, -Kötü bir diş, birçok rahatsızlığın k...

  • Kelliğin nedeni ,Kelliğin gerçek sebebi nedir ?

    Posted on Monday August 10th, 2009 at 17:05 in kelliğin açıklaması, kelliğin nedeni, kelliğin nedeni ögrenebilirmiyi, kelliğin nedeni nedir, neden kel oluyorum, neden saçlarım dökülüyor, sağlık

    Sık sık saç taramanın kellik riskini artırdığı bildirildi. İsrailli bir cildiye uzmanının yaptığı araştırma, çok sık taramanın saç derisini güçlendirmek yerine saç dökülmesine...

  • Fındıgın yağı binbir derde deva

    Posted on Wednesday August 5th, 2009 at 14:53 in fındık, fındık hangi hastalıga çare, fındık yağı, fındık yağının faydaları, sağlık

    ORDU’da Fiskobirlik bünyesinde bulunan Yağ Sanayi A.Ş.’nin Genel Müdürü Sedat Murat Bayrak, fındık yağının yüksek tansiyondan, şişmanlığa, üreme sistemine katkısından, y...

  • Bel Ağrısı , Bel Ağrısının nedenleri

    Posted on Saturday August 1st, 2009 at 16:51 in bel ağrısı, bel ağrısı kesin çözüm, bel ağrısından kurtulmak, bel ağrısından kurtulmak için neler yapılmalı, bel ağrısının çözüm yolları, bel ağrısının sebebleri, neden belimiz ağrır, sağlık, yeni etiket ekle

    Omurga ve bel sağlığını genç ,,yaşlarımızdan,, itibaren korumamız gerekiyor. Bu konudaki yetersiz bilgilenme, sigara alışkanlığı, duruş ve oturuş bozuklukları, ”hareketsiz̶...

  • Görme ve duyma engelliler için çok yönlü iletişim aracı

    Posted on Tuesday July 28th, 2009 at 14:05 in e-sullivan, e-sullivan görme duyma çihazları, e-sullivan görmeyi sağlıyor, e-sullivan hakkında bilgi, e-sullivan nedir, engellilere görme ve duyma araçı, görme engellilere e-sullivan, görme ve duyma, görme ve duyma aracı, sağlık

    e-Sullivan: Görme ve duyma engelliler için çok yönlü iletişim aracı e-Sullivan görme ve duyma engeli olan kişilere son teknolojiden faydalanarak iletişim kurabilme imkanı sağlamak için ta...

  • Neden unutkanlık yaşıyoruz diye merak ediyor musunuz?

    Posted on Thursday July 16th, 2009 at 14:10 in hafıza kaybı, hafıza kaybı hakkında genel bilgi, hafıza kaybının nedenleri, neden hafıza kaybı yaşıyoruz, neden unutkanlık yaşıyoruz, sağlık

    Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı ve Başhekim Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, cep telefonu, internet, televizyon gibi uyaranlar yüzünden insanların hiçbir şeye t...

  • Uzun yaşamanın sırrı bulundu

    Posted on Friday July 10th, 2009 at 02:04 in nasıl uzun yaşarım, sağlık, uzun yaşam, uzun yaşamak için yapılması gerekenler, uzun yaşamanın sırrı nedir, yaşam

    Her gün alınan kalorinin belli bir oranda azaltılması, maymunlarda yaşlanmayı geciktirdi, kanser, şeker hastalığına yakalanma riskini azalttı ve beyin sağlığını korudu. Wisconsin Üniv...

  • Kemoterapi Nedir ?, Kemoterapi Nasıl Ortaya Çıktı?

    Posted on Wednesday July 8th, 2009 at 01:51 in kanserde kemoterapi yöntemi, kemoterapi, kemoterapi hakkında, kemoterapi nasıl ortaya Çıktı, kemoterapi nedir, kemoterapide kanserden kurtulma, kemoterapinin faydaları, sağlık

    Kemoterapi ilaçlarının 10 yıl öncesine göre sayıları ve etki gücü artarken, yan etkilerinin daha az olması için uygun destek tedavileri geliştirildi. Ancak kemoterapi ilaçları, halen et...

  • Selülit Yağı ,Selülit Yağı Tarifi

    Posted on Saturday July 4th, 2009 at 03:14 in sağlık, selülit, selülit yağı, selülit yağı kolay tarifi, selülit yağı tarifi, selülit yağını faydaları, selülitler çözüm, selülitlerden kurtulma yolları, selülitlerden nasıl kurtulurum

    Tatil sezonunun başlamasıyla birlikte, kadınların çoğunu selülitlerinden kurtulma telaşı sarmış durumda. Sizin de böyle bir derdiniz varsa; yeşil çay ve limonu karıştırarak kendinize ...

  • Migren nedir , Migrenin tedavi yolları

    Posted on Wednesday June 24th, 2009 at 05:06 in migren, migren nedir, migren tedavisinde son nokta, migrenim var ne yapmalıyım, migrenimden nasıl kurtulurum, migrenin tedavisi, migrenin tedavisi hakkında, sağlık

    Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Tedavi edilmemiş sinüzit hastalığının migrene dönüştüğü görülmektedir…. Baş agrıları [Ataklar] 4 saatten 7...

  • KİLO VERDİREN MUTFAK ALETLERİ,ZAYIFLATAN EV ALETLERİ

    Posted on Tuesday June 16th, 2009 at 15:27 in ev aletleri ile zayıflama, ev aletleri ile zayıflama yollari, hangi aletle zayıflarım, sağlık, zayıflatan aletler

    Kimi zaman sebze doğramaya üşendiğimiz, kimi zaman meyveleri sıkacak bir şey bulamadığımız, kimi zaman ise ölçüleri kaçırdığımız için elimiz sağlıklı yiyeceklerdense, kilo aldı...

  • Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    Kronik hastalara uyarı!

    8/12/2009
    Kategori: saglik


    Türkan Gizer Aile Sağlığı Merkezi Başhekimi Dr. Halit Çabuk, kronik rahatsızlığı bulunanların domuz gribine karşı daha duyarlı olması gerektiğini söyledi.

    Adana'da Kozan Sisliler Derneği'nde domuz gribi hakkında seminer verildi.
    Dr. Halit Çabuk'un sunumundan önce kısa bir konuşma yapan Dernek Başkanı Prof. Dr. Adem Ersoy, sık sık etkinlik yapmak yerine daha faydalı ve etkin faaliyetlerde bulunmaya çalıştıklarını söyledi.
    Türkan Gizer Aile Sağlığı Merkezi Başhekimi Dr. Halit Çabuk, domuz gribinden öldü denilen insanların çoğunun aslında akciğer yetmezliğinden kaybedildiğini anlattı.
    Dr. Çabuk, "Kalp, tansiyon, şeker ve akciğer yetmezliği gibi kronik rahatsızlığı olanlar domuz gribine karşı daha duyarlı olmalı. Domuz gribinden öldü diye duyurulan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunu aslında kalp ve akciğer yetmezliğinden kaybediyoruz." dedi.
    Özellikle kalabalık alanlarda öksürürken veya hapşırırken dikkatli olunması gerektiğini belirten Dr. Halit Çabuk, "Virüs, öksürük, hapşırık, kan ve idrar gibi sıvılardan bulaşıyor. Virüs yemeklerden geçmiyor. Onun için öksürürken veya aksırırken mutlaka bir mendille, yoksa avcumuzla ağzımızı kapatmalıyız. Daha sonar mendili mutlaka çöpe atmalıyız ve elimizi de en az 30 saniye kadar sabunlu su ile yıkamalıyız. Ayrıca millet olarak sıkça yaptığımız sarılma, öpüşme, tokalaşma gibi eylemlerle de virüs kişiden kişiye geçmekte." diyerek dinleyenleri uyardı.
    Hastalığın ilk 3 gününün çok önemli olduğunu dile getiren Dr. Çabuk, "İlk 3 günde hastada 38 derecenin üzerinde ateş olur. Ateşli olduğu süre içerisinde bulaşıcılık sürer. Virüs sert yüzeylerde 48 saat, elbise gibi eşyalarımızda ise 8-12 saat yaşayabilmekte. Sevindirici bir durum ise virüsün alkol, deterjan, hipo gibi kimyasallarla ölüyor olması. Onun için mutlaka evinizde ve işyerinizdeki kapı kollarını, masa, tezgah ve çocuklarınızın oyuncakları gibi sert yüzeye sahip bölgeleri deterjanlı su ile sık sık siliniz. Hasta veya kullandığı eşya ile temas sonrası mutlaka elinizi sabunla yıkayınız. Virüsten korunmak için sağlıklı beslenin, istirahat edin, hasta ile temas etmekten kaçının ve mutlaka maskenizi takın." dedi.
    Virüse yakalanıldığında, en geç 48 saat içerisinde tedaviye başlanılması gerektiğini de ifade eden Dr. Çabuk, "Virüsün ilk 48 saati çok önemli. Bu süre zarfında mutlaka tedaviye başlanılmalı. Tedavi süresi 5 gün. Yumurtaya karşı alerjisi olan çocuklarınızı da aşı yaptırmayın. Ayrıca 18 yaşın altındakilere domuz gribine yakalandığında kesinlikle aspirin vermeyin. Sizi hekim ve hemşehriniz olarak uyarıyorum. Aralık ayı içerisinde mutlaka aşınızı yaptırın. Çünkü aralık ayı sonunda sağlık ocaklarındaki aşılar geri toplanacak. Sonrasında isteseniz de aşı bulamazsınız." şeklinde konuştu.
    Dr. Halit Çabuk'un sunumunu dikkatle dinleyen Hayriye Özgüner adlı vatandaş ise kafalarının çok karıştığını söyledi. Özgüner, "Sağlık Bakanı 'olun' derken Başbakan 'ben olmam' diyor. Başbakan olmuyorsa biz neden olalım? Başbakan aşı olursa kafamızdaki soru işaretleri de gider." diyerek aşı olmakla olmamak arasında gidip geldiğini belirtti.
    Sunumu dinleyenlerin çoğunluğunun eğitim seviyesinin düşük olduğunu dile getiren Fikret Öztürk adlı vatandaş ise, "Madem aşı bu kadar önemli neden bütün okullarda aydınlatıcı bilgiler verilmiyor. Dört çocuğum var. Daha önce aşıyı kesinlikle yaptırmak istemiyordum. Ama, bende hemşehrimiz Dr. Halit Çabuk'un verdiği bilgiler karşısında 'aşı olmalıyım' kanaati oluştu. Yine de içimde bir korku var. Sağlık Bakanına güvenmediğim için aşı yaptırmayabilirim de." diyerek ikilem içerisinde olduğunu söyledi.
    Sunumdan önce dernek yönetimi üyelerine maske dağıttı. Dr. Haluk Çabuk da sunum sonrasında maskelerin takılmasını uygulamalı olarak göstererek, hangi durumlarda kullanılması gerektiği yönünde bilgiler verdi.

    Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    Kayak merkezlerine ilgi artıyor

    8/12/2009
    Kategori: spor

    Kayak ve kış turizmi açısından büyük potansiyele sahip Türkiye'de, Uludağ, Kartalkaya ve Sapanca-Kartepe'nin en revaçta olan kayak merkezleri olduğu bildirildi
    08 Aralık 2009 Salı, 11:12
    "Kış'' ve ''tatil'' kelimeleri yan yana gelince kayak sporunun vazgeçilmez bir alternatif olduğu kaçınılmaz. Renkli geceleriylede ilgi çeken kayak merkezleri kar yağışının başlamasıyla büyük ilgi görmeye başladı.

    Kış aylarında hizmet veren oteller sayesinde artık Türkiye'nin dört bir köşesinde kayak ve tatil yapmak mümkün.

    FİYATLAR YÜKSEK


    Tesislerin, sadece 3-4 ay açık olduğunu, yılın geri kalan döneminde çoğunun kapandığı göz önüne alınırsa fiyatlar oldukça yüksek. Kayak sporunun da pahalı bir spor dalı olması, haliyle kayak tatillerinin fiyatlarını yükselten unsurlar arasında. Ayrıca, sömestre gibi dönemlerde kayak merkezlerindeki otellerin sınırlı toplam kapasitesi nedeniyle yer bulmak oldukça zor hale geliyor. Talebin genelde bu gibi özel dönemlere yoğunlaşması otellerin bu dönemlerle ilgili fiyatlarını artırmalarına neden oluyor. Fakat hafta içi gibi dönemlerde ise talebin düşük olması çeşitli özel paketlerle fiyatlara yansıyor.

    Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    Hasankeyf'e ziyaretçi akını

    7/12/2009
    Kategori: seyahat

     

     


     

    Batman Kültür ve Turizm İl Müdürü Selahattin Ortaboy, herkesin yaşamı boyunca en az bir kez Hasankeyf'i görmesi gerektiğini söyledi.
    Selahattin Ortaboy, Batman'ın tarihi ilçesi Hasankeyf'i 2009 yılının 11 aylık döneminde yaklaşık 1 milyon turistin ziyaret ettiğini, ilginin her geçen gün arttığını belirtti. Artuklular, Moğollar, Eyyubiler gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Hasankeyf'in Ilısu Barajı Projesi nedeniyle sular altında kalmasının söz konusu olduğunu hatırlatan Ortaboy, bu nedenle 2008 yılında 500 bin turist ağırlayan antik kentin, bu yıl ziyaretçi sayısının 1 milyona ulaştığını kaydetti.

    2010 YILI HEDEFİ 1.5 MİLYON TURİST

    Batman Kültür ve Turizm İl Müdürü Selahattin Ortaboy, farklı medeniyetlere ait birçok kalıntının bulunduğu Hasankeyf Kalesi'ne, yine 11 aylık dönemde 57 bin 700 kişinin giriş yaptığına dikkati çekerek şöyle dedi:

    ''Kaleyi 25 bin 400 kişi bilet alarak ziyaret ederken, 32 bin 300 kişi de ücretsiz olarak ziyaret etme fırsatı buldu. Sadece kaleye giriş yapan ziyaretçilerden 76 bin 200 TL gelir elde edildi. Kale içerisinde hala Batman Üniversitesi Rektörü ve Hasankeyf Kazı Başkanı Prof. Dr. Abdülselam Uluçam ve ekibi tarafından kazı çalışmaları sürdürülüyor. Hasankeyf'i ziyaret etmek isteyenlerin başında Japonlar ilk sırada yer alıyor. Bunu Kore, Fransa, ABD, İngiltere ve İtalya takip ediyor. Turizm aracılığı ile Batman'dan bir sevgi köprüsü kurmayı planlıyoruz. Herkesin yaşamı boyunca en az bir kez Hasankeyf'i görmesi gerekir. Hasankeyf'te yaşayan vatandaşlarımıza çağrımız, turistlere güler yüzle yaklaşmaları ve Anadolu misafirperverliğini göstermeleridir. Hasankeyf her yıl artan turist sayısı ile turizmin gözde merkezlerinden biri haline geliyor. 2010 yılında da ziyaretçi sayısını 1.5 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.''

    Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    Gripten kaçayım derken...

    22/11/2009

     

     Türkiyede domuz gribi son aylarda hızla yayılıyor. Dolayısıyla korunma yöntemleri konusunda herkes telaş halinde. Hangi ürün kullanılmalı, ne tür yemekler yemeli, bağışıklık sistemi nasıl güçlendirilmeli gibi sorular, sorunlar tartışılmaya devam ediyor. Antibakteriyel el temizleme jelleri, koruyucu yüz maskeleri, antibakteriyel sabunlar, aktarlardan alınan bitkisel ürünler, direnç güçlendirici ilaçlarla domuz gribi bir anlamda kendi ekonomisini de yarattı. Bu işten karlı çıkan pek çok sektör de oluştu haliyle.

    Domuz gribinden korunmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek, zinde kalmak ve keza virüslerle başa çıkabilmek için bitkilerden faydalanmak herkesin başvurduğu bir yol. Bağışıklığı güçlendiren ve mikrop öldürme özelliğine sahip bitkilerin adı ilk defa duyulmuş olsa dahi peşinden koşmayanı yok gibi. Aktarların yolu bugüne dek hiç bu kadar aşınmamış, kapısı bu kadar çalınmamıştır herhalde. Artık her evde en az bir uzman bulunuyor. Peki bunları ne kadar tüketeceğimizi biliyor muyuz? Fazlasının zararlı olduğunun ne kadar farkındayız? Sadece aktarlar da değil. Yemek tariflerinin bile adı değişti. Öksürük çorbası”, “Gribi yok eden yemek”, “Mikrop öldüren çorbagibi isimlerle yemekler pazarlanarak televizyon programları ve gazeteler için bir reyting, tiraj aracı haline geldi. Günlük hayatta yediğimiz yemekleri bir anda bu çarpıcı isimlerle duyunca, daha bir dikkatli dinler olduk.

     

    Dikkat edilmeli

    Bir de gün içinde bıkmak bilmeden sürülen antibakteriyel jeller, sabun ve mendillerle yüz maskelerinden de söz etmek gerekir. Bir yandan bunların kanser yapıcı etkisi tartışılıyor, diğer yandan da virütik etkisi olmadığı için gerekli olmadığı belirtiliyor. Bunca yapılan yayın da toplumda bir obsesyona yol açıyor. Takıntılı bir halde defalarca her yer siliniyor, jeller çantadan cebe giriyor; hemen ulaşılabilmesi için. Hatta toplu taşıma araçlarında ya da yollarda, kimi zaman komşuya giderken dahi maske takılıyor. Peki bu ürünler ne kadar korumaya sahip?

    Hastalık bu, elbette dikkati elden bırakmamak gerekiyor. Önüne geçmek için ne yapmak gerekiyorsa, uygulanmalı. Ancak yeni pazara bu kadar hizmet etmek hangi noktaya kadar mantıklı? Uygulanan bu yöntemlerde aşırıya kaçılması, domuz gribinden korunayım derken başka hastalıklara da yol açabilir mi?

     

    ‘Su ve sabun yeter’

    Pek çok yöntemin sağlığa etkisi olduğu kesin. Ancak pazar büyüdükçe, kendi ekonomisini yaratan domuz gribi için yapılması gerekenler listesi de uzadıkça uzuyor. Bu da tabii başka tartışmaları da gündeme taşıyor. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıklar ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Şadi Yenerle kullanılan antibakteriyel ürünlerin etkisini konuştuk. Söyledikleri çok çarpıcı: Kapitalist pazarda iki temel unsur vardır. Biri korku ve beklenti yaratmak, diğeri de kar marjı oluşturmak. Her toplumsal korkuda veya olayda bundan yararlanılır ve korku abartıldıkça abartılır.Prof. Dr. Yener, önerilen tüm antibakteriyel ürünlerin yanlış bir uygulama sonucu yoğun kullanıldığına dikkat çekiyor. El temizliği için kullandığımız sabun ve su, en kesin çözüm. Antibakteriyel ürünlerin virüse herhangi bir etkisi bulunmuyor. Aksine bakterilerin direnç gelişimine dahi yol açabiliyor. Keza okulların dezenfekte işlemlerinin de gereksiz olduğunu dile getiriyor Prof. Dr. Yener. Çünkü dezenfekte işlemi yapıldıktan kısa bir süre sonra okula gelen öğrenciler bakteri ve virüs yayılımını hemen sağlayabiliyor. Prof. Dr. Yener, domuz gribinin kendi pazarını yarattığına özellikle dikkat çekiyor. Bu yeni pazarın bir ürünü de yüze takılan maskeler. Prof. Dr. Yener, bu konuda da uyarıyor: Yüze takılan maske hastalığı olan kişinin etrafındaki kişilere virüs bulaştırmaması için kullanılır.

     

    Bitkiler hem faydalı hem zararlı

    İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Meriçli ise bağışıklık sistemini güçlendirici bitkilerin kullanımında sakınca görmüyor. Tabii bilinçli kullanılması halinde: Her bitkinin faydası olduğu kadar zararı da vardır. Eczacılar bunu bilir. Ne yazık ki sağlık sistemindeki eczacılık uygulamaları bu bilgileri aktarabilecek ortam yaratmıyor. Aktarlar ise bu konudaki gelişi güzel önerileriyle tehlike altında bırakıyor. Domuz gribinden korunmak için aktarlara danışanlar, kimi zaman özensiz önerilerle karşılaşabiliyor. Prof. Dr. Meriçli, Kimi aktarların sarı kantaron önerdiğini duyduk. Antidepresan etkili bir bitkidir, antiviral etkisi yoktur. Başka ilaçlarla beraber kullanılırsa yan etkilerinin oluşması söz konusudiyor.

     

    Melisa içilebilir

    Melisa çayını öneriyor Prof. Dr. Meriçli. Stresi yönetmek açısından da faydası olduğunu söylüyor. Ancak sekiz haftaya kadar. Daha uzun süreli kullanımlarda de 5-10 gün ara verilmeli. Hatta Prof. Dr. Meriçli, tüberküloz ve MS hastalarının kesinlikle kullanmaması gerektiğini söylüyor. Ekinezya çayı ise insanlarda yarım ila bir derece ateş arttırıcı özelliğe sahip. Ateş konusunda rahatsızlık yaşayanların da kullanmasını önermiyor. Zerdeçal ve zencefil gibi baharatların aşırı tüketilmesi de sakıncalı. Bitkisel ürünler bilinçli tüketildiği zaman vücuda yararlı. Aksi halde yararı kadar zararı da var.

    Bilinçli olunduğu durumlarda toplumu bir korku bulutu olarak da saran domuz gribini yenmek mümkün. Ancak gelişi güzel kullanılan ürünlerle zararlarını da görmek olası.

    http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&kid=19&hn=95788

    Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    Turp domuz gribinden koruyor

    21/11/2009
    Kategori: saglik

    Turp domuz gribinden koruyor

    100 gram turpta 100 miligramdan daha fazla C vitamini bulunduğunu, aynı ağırlıkta bir limonda ise C vitamini miktarının daha az olduğunu söyledi.

    <_script /><_script /> <_script /> var PartnerId = returnAdCode('2208'); var AdContainerIds ='divAdnetKeyword'; <_script /> <_script /><_script /> <_script /><_script /> <_script /><_script /> <_script /><_script /> <_script /><_script />
    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Hurşit, mevsimsel grip, Domuz gribi ve diğer hastalıklarda vücut direncinin artırılması için dengeli beslenmenin öneminin tartışılmaz olduğunu vurguladı.

    Virüslerin yol açtığı hastalıklarda vücutta neden olduğu toksik etkileri C vitaminin en aza indirdiğinin bilindiğini söyleyen Hurşit, bu nedenle özellikle gripte C vitaminin alımının önemsendiğini hatırlattı.

    Yaygın olarak C vitamini denilince akla limon ve turunçgillerin geldiğini ifade eden Prof. Dr. Hurşit, 100 gramında limon ve turunçgillerden daha fazla C vitamini ihtiva eden sebzeler olduğunu ancak bunların vatandaşlar tarafından çok iyi bilinmediğini söyledi.

    Bunların başında turp geldiğini vurgulayan Hurşit, turpun C vitamini açısından en zengin kaynak olduğunu bildirdi.
    C vitamini kaynaklarının 3 grubu ayrıldığını belirten Hurşit, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

    “Birinci grup C vitamini kaynaklarının 100 gramında 100 miligramdan daha fazla C vitamini bulunur. Bunlar arasında maydanoz, lahana, brokoli, yeşil biber ve turp vardır. Bir kişinin günlük C vitamini ihtiyacı yaklaşık 50 miligramdır. Bu yiyeceklerde bir günlük ihtiyacımızın iki katı C vitamini var. 100 gram turpta 100 miligramdan daha fazla C vitamini bulunur, aynı ağırlıkta bir limonda ise C vitamini miktarı daha azdır. İkinci grupta ise 100 gramında en az 50-100 miligram C vitamini bulunan karnabahar, sarımsak, limon, portakal, ıspanak, çilek ve hardalı sayabiliriz. Üçüncü grupta ise 100 gramında en az 30-50 miligram bulunan C vitamini kaynakları yer alır. Bunlar arasında yeşil fasulye, greyfurt, kavun, patates, domates yer alır. Bu yiyecekler virütik toksinlere karşı vücut direncini artırır.”

    “C VİTAMİNİ HAPLARI ZARARLI OLABİLİR”

    C vitaminin suda eriyen bir vitamin olduğu için fazlasının vücuttan atıldığını bu nedenle düzenli C vitamini alınması gerektiğini anlatan Hurşit, C vitaminin vücuttaki deposunun 1000 miligram kapasitesinin olduğunu, bunun en büyük kısmının beyinde bulunduğunu anlattı.

    Vücuttaki C vitamini deposunun en az düzeye indiğinde vücut direncinin azaldığını söyleyen Prof. Dr. Hurşit, doktor tavsiyesi dışında gereğinden fazla C vitamini alımının ise zararlı olabileceği uyarısında bulundu.

    Özellikle hap şeklinde alınan C vitamininin vücutta toksik etki yapabileceğini kaydeden Hurşit, “Bir hapta yaklaşık bin miligram C vitamini var. Bu bizim bir aylık c vitamini ihtiyacımız. Bunun gereğinden fazla alınması ise vücutta toksik etki yapabilir” dedi.

    Prof. Dr. Hurşit, sağlık için protein, mineral, vitamin açasından dengeli bir beslenmenin olması gerektiğinin altını çizerek, sağlıklı beslenmenin hastalıkları tamamen önlemeyeceğini ancak hastalıklara karşı vücut direncini artıracağını sözlerine ekledi.

    Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    Şalgam ve narenciyenin faydası

    19/11/2009
    Kategori: saglik


    Adana Ticaret Odası Başkanı Şaban Baş, insanların aşı yaptırma konusunda tedirginlik yaşadığı bir dönemde domuz gribi salgınının hızla yayıldığını belirterek, vatandaşları gribe karşı koruyuculuğu saptanan narenciye ve şalgam tüketimine davet etti.

    Domuz gribi salgınının insan sağlığını olduğu kadar başta ihracat olmak üzere ulusal ve uluslararası ticareti de olumsuz etkilediğini kaydeden ATO Başkanı Baş, gripten dolayı Çukurova'da can kaybına ilişkin herhangi bir olay yaşanmamış olmasını, gribin yayıldığı dönemin narenciye sezonuna rastlamasına bağladı.

    Baş, bölgede yüksek düzeyde tüketilen narenciyenin yanı sıra, başta C vitamini olmak üzere vitaminsel anlamda büyük zenginlikler içeren şalgamın, Çukurovalıların hastalığa yakalanma oranının düşük olmasında son derece etkili olduğunu kaydetti.

    Bu gerçekten hareketle narenciye ve şalgam tüketiminin artırılmasının domuz gribine darbe vurabileceğini ifade eden Şaban Baş, grip salgını tehdidindeki okullarda, halkın yoğun olarak bulunduğu kesimlerde ve toplu alışveriş merkezlerinde ücretsiz ya da düşük fiyatla portakal suyu ve şalgam dağıtılmasının yarar sağlayacağını söyledi.

    Halkın gerek hastalık, gerekse de hastalığa önlem olarak sunulan aşı konusunda büyük bir belirsizlik ve tedirginlik yaşadığını hatırlatan Baş, insanların kendileri ve çocuklarına aşı vurdurup vurdurmama konusunda kararsızlık içerisinde bulunduğunu hatırlattı. Tüm hastalıkların panzehirinin doğada bulunduğunu dile getiren Baş, "Narenciye ve şalgamı da bu anlamda hastalıktan koruyucu birer nimet olarak değerlendirilmeli. Böylelikle insanların bağışıklık sistemini güçlendirdiği saptanan C vitamini deposu narenciyeyi ve A, B1, B2, B3 ve C vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, demir, fosfor ve sodyum gibi mineraller içeren şalgamı gribe karşı en doğal ve en etkili silah olarak kullanabilmek mümkün olacaktır. Bu ürünlerin fiyatının da son derece düşük olmasının etkili bir tanıtım ve kampanya yürütülmesi halinde talep artışında büyük yarar sağlayacağına inanıyoruz." dedi.

    Toplumun narenciye tüketimine yönlendirilmesi ve özendirilmesiyle narenciye sektöründe yaşanan sıkıntıların da aşılabileceğine dikkat çeken Şaban Baş, Türkiye'de halen 25 kilogram olan kişi başına tüketimin rahatlıkla 40 kilograma kadar çıkarılabileceğini, bu şekilde ülke içi tüketim potansiyelinin 2.8 milyon tona ulaştırılabilmesinin mümkün olduğunu kaydetti.

    Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    THE LAST DAYS OF PRİVACY

    18/11/2009
    Kategori: teknoloji

    As technology makes life richer and easier, we leave a trail of information that is susceptible to prying eyesWithin the next four months, a major Bay Area supermarket chain plans to introduce a payment system that uses biometric fingerprint authentication to verify customers' identities. Under this system, shoppers in checkout lines won't need to use cash, checks, debit cards or credit cards. Instead, they can place their fingers on scanners that read fingerprints, and once the device links to their bank or credit card accounts, they can buy groceries, get cash back and do everything else shoppers do.ImagesView Larger Images--------------------------------------------------------------------------------More OpinionClinton first looks east 02.21.09Terrorism as a crime 02.21.09Past the point of no return 02.20.09The end of a budget battle 02.20.09<_script><_script>--------------------------------------------------------------------------------[Podcast: Insight Editor Jim Finefrock and reporter Jonathan Curiel talk about how Americans might as well face up the fact that there is little privacy left.]The system is already used in cities around the United States, including Portland, Ore., and Chicago, where one shopper says it has changed his life for the better. Linc Thelen, a 37-year-old interior designer, says the fingerprint system -- known commercially as Pay By Touch -- is convenient to use and expedites his way through grocery lines at Jewel-Osco, where he shops. Thelen says the system lets people leave their wallets behind, so they don't have to worry about being robbed or losing their credit cards."I had no reservation," Thelen said in a phone interview. "It's a safe way to store information."But no system is 100 percent foolproof.Despite the fact that armed men guard the computers that store the customers' virtual fingerprints, despite the fact that Bank of America's former security chief now heads Pay By Touch's security division, and despite the fact that Pay By Touch hires people to try to expose vulnerabilities in its computer system (so those vulnerabilities can be eliminated), Pay By Touch President John Morris acknowledges that "it's not impossible" for computer hackers to figure out how to tamper with its information.And therein lies one of the 21st century's most vexing problems: More and more of our personal data are captured and stored by corporate and government interests, and are potentially available to anyone with the technological, legal or financial means to access that information.Whether it's phone calls we make, library books we check out, CDs we buy on the Internet or divorces we finalize in court, we leave a trail of information that becomes susceptible to prying eyes. For the price of a bus pass, you can pay a company to supply anyone's address, phone number, political affiliation, estimated income and property history. For $20 more, you can find out if that person is married or divorced, has a criminal record, and what sort of jobs he or she has worked.Sen. Hillary Clinton, D-N.Y., says she will introduce a "privacy bill of rights" because identity theft and security failures of personal records have become "one of the most important issues facing us as individuals and as a nation."The availability of personal information -- downloadable onto laptop computers, which are increasingly being fitted with fingerprint technology -- is changing the culture in ways that may seem trivial but are really benchmarks for a new society already in its formative stages.A small example: Unbeknownst to the men who date her, Judy runs background checks on all of them, using a private investigator to dig out any "red flags" that would presage troubling behavior. A businesswoman in Southern California, Judy, 50, uses a company called DateSmart, whose client base has boomed in the past five years as more people confront the perils of online dating."I'm glad the information is out there," says Judy, who did not want her last name used because of concerns her suitors would read this article. "The men I'm talking to online are complete strangers. And I have absolutely no knowledge of their character other than what they're saying in their profiles. I need to feel comfortable knowing that they're not an ax murderer. The people you meet might be well dressed, but you never know if they have any criminal history. It's for (my) safety."Background checks are nothing new. What's changed are the speed with which you can obtain them, their relatively small price (some companies advertise free checks) and their growing public acceptance. The information revolution has transformed the background check into a common and casual tool, and those being scrutinized probably don't have a clue. More obvious are the security cameras embedded in nearly every major American city, including New York, Milwaukee, Chicago, Atlanta, Los Angeles and, yes, San Francisco, where lenses record people's activities in such crime-ridden neighborhoods as Bayview-Hunters Point and the Western Addition. The spread of these cameras is championed by authorities, who say it reduces criminal activity, and criticized by the ACLU, which says the equipment is an unnecessary intrusion into public spaces.Civil liberties groups have joined the widespread outcry against the government's monitoring of Americans' phone-call records. Two weeks ago in federal court, the ACLU challenged the legal rationale behind the National Security Agency program, arguing that the NSA's actions -- involving "data mining" of records provided by AT&T and other telephone companies -- violate Americans' rights to free speech and privacy as guaranteed under the First and Fourth Amendments. Last week, privacy experts raised questions about the U.S. government's monitoring of international bank transfers -- previously secret data surveillance officials say is justified by the fight against terrorism.Americans' rights to privacy will be tested even more in the next few years as biometric technology creeps increasingly into everyday arenas. For example, on the campus of UC San Diego, biometric experts are testing a soda machine that uses both fingerprint and face-recognition technology. The machine is in a lounge for grad students in UC San Diego's computer science building."The students are very excited about getting it working," Serge Belongie, a UC San Diego associate professor of computer science, says in a phone interview. "People think it's very cool. ... No one uses money. They have accounts. What would be fun is if (the machine) recognizes you and says, 'Would you like your usual?' "If UC San Diego students are reluctant to use the machine, their privacy concerns are outweighed by convenience -- a sentiment echoed in survey after survey on biometric technology. In March, Unisys Corp. released a report on public perception of "identity management" that said convenience and efficiency were the two biggest reasons consumers would use biometric technology. (The most preferred biometric methods are fingerprints and voice recognition, according to the survey. The least preferred, because of its perceived intrusiveness, is an iris or eye scan.)Two of the biggest turnoffs for those who shun biometric technology: suspicion of how the technology works and loss of privacy. Among respondents from North America, just 56 percent said they'd be willing to share their fingerprint with a government organization such as a post office or tax authority. Among respondents from the Asia-Pacific region, 71 percent said they'd share their fingerprint with the government."As consumer confidence grows in the large-scale usage of (biometric technology) and standards are more generally comfortably adopted, you're going to see a pretty rapid migration" to it, says Mark Cohn, Unisys vice president for homeland security solutions.Cohn, a principal architect of the Department of Homeland Security's US-VISIT Exit system, which uses fingerprint technology to run background checks on visa applicants and verify their entry to and arrival from the United States, says Malaysia offers a preview of how the United States may change in the coming years.Since 2001, the Malay government has issued a biometric "multipurpose card" to Malaysians 12 years and older. The card, which features a thumbprint and photograph, acts as a passport, driver's license, ATM card, toll and parking pass, and medical record that lists blood type and any allergies.The card is convenient to use -- but it's a nightmare for Malaysians who lose it or have it stolen. Crime syndicates in Malaysia have altered cards with different photographs and used them to give members new identities, though the Malay government insists these identity thieves can't access the original cardholders' personal information. Special chip technology and other password features prevent this, they say. Also, the cardholder's fingerprint -- rather than being visible on the card -- is encrypted in the card itself: To reveal the fingerprint, the card must be inserted into a special biometric device that compares the encrypted print with that of the person claiming to be the cardholder.For anyone who has read Orwell's "Nineteen Eighty-Four," where "telescreens" keep track of people's lives, this new biometric technology will seem like fiction come to life. It's showing up everywhere. By the end of this year, U.S. passport agencies hope to issue "electronic passports" with computer chips that have digital photos of the holders. With the help of face-recognition machines, airport security can compare a photo with the face of the passport holder. For two years, an American corporation, VeriChip, has sold government-approved electronic chips that are inserted under people's skin to give doctors instant access to patients' medical histories.In 2008, as mandated by the Real ID Act, states plan to issue driver's licenses linked to a database that includes each license holder's photo and Social Security number. These licenses (civil liberties groups call them national identity cards) will likely include a biometric photo of the driver accessible by authorities.In the meantime, banks are considering using iris scans and even palm scans at ATMs in an effort to cut down on fraud. (In 1999, Bank United in Texas adopted iris-scan technology at three of its ATMs in a test that was discontinued when Washington Mutual took over the bank.)Some people love the new technology. Others shun it.Pay By Touch admits it has encountered some resistance among shoppers it approached in supermarkets that already use the company's fingerprint service. But Morris, its president, says many of these customers are quickly won over by the convenience of Pay By Touch, which is free for consumers, and that the company keeps data points based on users' fingerprints, not actual fingerprints. So far, supermarkets in 40 states use the Pay By Touch system.Pay By Touch, which is based in San Francisco, wouldn't say which Bay Area supermarket chain will start using its fingerprint system in the next four months -- only that the chain will use the system in just a handful of its Bay Area stores. Pay By Touch users sign up voluntarily and are under no obligation to use it at the checkout line.Pay By Touch says it takes great care to safeguard its users' data. After fingerprints are converted into algorithms, they're encrypted, then stored in IBM computers. Those algorithms can't be reconverted into an exact copy of the fingerprint, though Pay By Touch may eventually store users' actual fingerprints if the technology improves, Morris says. The company insists it will never sell users' personal information or fingerprints to anyone else -- a pledge that's backed up in writing when users sign up with the company. But what if federal authorities, citing national security, insist on the finger scan and payment history of a Pay By Touch user?Pam Dixon, who heads the World Privacy Forum, a public research group, went to Chicago to warn potential Pay By Touch users about possible dangers."It didn't stick," she says. "People were (more) concerned with (convenience than) the potential risks. People can put their thumb on a pad and be done with it. But meanwhile, their biometric data is sitting with another company, a third party, that's subject to subpoena. One argument that I made: Let's say that every supermarket in the country, particularly the large chains, (use) a biometric payment system. It's a law enforcement dream because who needs a biometric database run by the U.S. government when you've got one being run by private companies?"Citing the recent disclosure by the Veterans Administration, which said a computer with credit information on millions of veterans had been stolen, Dixon says, "The second issue is information security. If the VA can't keep its records secure, which is a government agency that has all sorts of strict controls that are supposed to be in place, how on Earth can a private company without the resources of something like the VA manage to keep something secure? When we have a credit card stolen, we can call the credit card company and say, 'Give me a new number.' But you can't do that with your biometric. You can't say, 'Give me a new fingerprint.' "Morris dismisses such concerns, saying that Pay By Touch will actually decrease the likelihood that consumers' credit information is stolen or misappropriated. "I think (Pay By Touch users) get pretty rapidly that it's the ultimate way to secure their private data," he says. "It connects (their accounts) to something that's uniquely them, as opposed to handing a credit card over to a stranger or writing a personal check that seven or eight humans touch before it gets in their statement. Securing information by a biometric is a giant leap forward. (Users) like that they don't have to pull their card out anymore. They (tell us they) like that they don't have to carry their (purses or wallets) through the parking lot of an urban supermarket. There's a physical security benefit. Their numbers are never displayed. The safety of securing their data is the No. 1 thing they like."The marketplace will determine whether the public is ready to accept commercial fingerprint identification. Investors in Pay By Touch believe that day is here, capitalizing the company with $190 million in the past 12 months. More than 2.5 million shoppers already use the Pay By Touch system. Morris envisions a day when all stores -- even mom-and-pop ones -- offer a Pay By Touch option.Soon, customers will be able to use Pay By Touch from home with the help of fingerprint readers attached to their computers. In ancient China, rulers would put their fingerprints on documents to give them an official seal. Artists would also mark their work with prints. It wasn't until the late 1800s that authorities realized they could use fingerprints to catch criminals. Their evolution as a way to pay for groceries is a 21st century twist fueled by technology. It's also a trade-off between privacy and convenience. Welcome to the brave new world in Aisle

    Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    kiremitlerin yorgunluğu

    18/11/2009
    Kategori: siir ve oyku


      


    Virane olmuş bozulmadan bağları
      Hani nerde oçarıklı çarıksız ağaları
               Kalmamış davullu zurnalı oyun havaları
    Sazı çazı duymadan gidelim gardaş

    Gezdim dolaştım aşağı yukarı pınarı
    Karpuz çatlatırdı suyun kaynağı
    Kalmamış delisi akıllısı manyağı
    Sessiz sedasız gidelim gardaş

                                                         Doğdugum büyüdügüm köye geldim
                                                        Yıkılmış virane olmuş evleri gördüm
                                                       Ağalar beyler ölmez bilirdim
                                                      Azraile görünmeden gidelim gardaş

    Hani o ağalar beyler yigitler vardı
    Mezarlık büyük kabir dardı
    Baktım ihtiyarı gençi kuyrukdaydı
    Sıra bize gelmeden tüyelim gardaş

                                                 Yozgat akdamadeni akçakışla adı
                                               Halden anlamaz azası muhtarı
                                              Çok uğraştım kurtaramadım babamı
                                            Sağ salim buradan gidelim gardaş

    Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı